Hizmet sektöründe çalışmaya başladığımda ilk öğrendiğim, insanların sadece 7 saniyede o mekân ile ilgili yargıya sahip olduğu ve büyük etkenler olmadığı takdirde oluşan bu ilk izlenimin kalıcılaştığıydı. Daha ilk adımını attığı anda güler yüzlü bir şekilde “hoş geldiniz” denmesi ilk izlenim açısından oldukça önemlidir. Sonrasında öğrendim ki müşteri daha mağazaya girmeden vitrin görselleri ile algı oluşturulmaya başlanırmış. O günden sonra, her nereye gidersem gideyim nasıl karşılandığıma, benim için nelere önem gösterildiğine hep dikkat ettim.

Yılların eskitemediği bu temel bilgiyi kendimde çok kez deneyimlemiş oldum. İlk izlenimin sadece hizmet sektöründe değil başta insan kaynakları olmak üzere her alanda ne kadar önemli olduğu gitgide ortaya çıkıyor. Yeni çalışana yapılan yatırımın daha dönmeden çalışanın işten ayrılması, dolayısıyla sirkülasyonun artması ve çalışanın firmaya uyum sağlamadan sorumluluk verilmesinden kaynaklı yaşanan sorunlar,  çalışana iyi bir işe uyum (onboarding) deneyimi sunmanın ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. İşe uyum sürecinin başarılı olmasının özünde yeni çalışanı değerli hissettirmek, onunla iletişimde olmak ve ihtiyacı olan bilgiyi zamanında ulaştırmak vardır. Geri kalanını o şirkete girmek için onca süre bekleyen, mülakatları başarıyla tamamlamak için emek veren kişi zaten kendiliğinden yapacaktır. Gelin küçük notlara birlikte bakalım.

İşe uyum, ilk gün değil görüşme davetiyle başlar.

İşe alım uzmanının davet mektubundaki anlaşılabilir ve net ifadeleri, konuşma biçimi, adaya karşı tutum ve davranışları, beceri seviyesi; diğer yandan görüşme odasının ferahlığı, ne kadar süre bekletildiği, uğurlandığı anda hissettiğine kadar her şey ilk algıyı oluşturmak üzere adayda kodlanır.

İşe Uyumda ilk kritik nokta teklifin hemen sonrasıdır.

Adaya teklif yapıldığı anda, mülakat stresi biter ve ilk iş günü stresi başlar. İlk gün çalışanlar için bilinmezlerle doludur. Tedirgin eder. Yeni çalışan ilk gün enerjisi ve heyecanının kıymetli çoğunluğunu bilinmezleri çözmeye çalışarak harcamamalıdır. Bu nedenle ilk iş gününde şirkette neler yaşayacağını teklifin hemen sonrasında öğrenmesi tedirginliğini azaltır.

Peki, iş başından birkaç gün önce işyerinden arasalar ve bir ihtiyacının olup olmadığını sorsalar ne hissedersin?

Çalışan deneyimi, çalışana dokunarak oluşur. Çalışan ile temas etmeden yapılacak işler havada kalabilir. Bir dakikalık hal hatır sormak için yapılan arama yeni çalışanda büyük bir iz bırakacaktır ve beklendiğini hissettirecektir. Beklendiğini hissediyorsan, değerli olduğunu da hissedersin.

İlk iş günü kapıda karşılamak artık hayal değil, birçok firma yıllardır yapıyor.

Türkiye’de ki firmaların çoğunda hala asık suratlı güvenlik görevlileri yeni çalışanı karşılıyor ve kayıt işlemlerini tamamladıktan sonra şuradan sağa dön, ilk koridordan sola döndüğünde sağdaki ilk kapıdan gir diyerek insan kaynaklarına yönlendiriyor. Oysa çalışanı daha önce muhatap olduğu işe alım uzmanı ya da mülakatta tanıştığı yöneticisinin güvenlik noktasında karşılaması çalışana güven verir ve rahat hissettirir.

Uzun süre önce başladığım yazımın ilk bölümünü henüz tamamlayabildim. Başarılı bir çalışan deneyimi oluşturmanın önemli adımlarından olan işe uyum faaliyetlerinin diğer kritik noktalarına bir sonraki yazımda değineceğim. Okumanız dileğiyle…

Eray Özdemir